top
logo

Rastgele Resim

100_3736
Image Detail

Katranlik.com yazarları

Mehmet SOLAK
Mehmet SOLAK
Mahmut TOPRAK
Mahmut TOPRAK
Mehmet GÜL
Mehmet GÜL

Anasayfa SİZDEN GELENLER Yazar yazıları CAMİ ÇOCUKLARI
CAMİ ÇOCUKLARI PDF Yazdır e-Posta
Mehmet GÜL tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 01 Temmuz 2009 08:37
Mehmet Gül
Mehmet GÜL

 

 

 

 

 

 

Merhaba sevgili katranlik.com ziyaretçileri. Yaklaşık üç ay gibi uzun bir aradan sonra yeniden, kocaman merhaba. Mesleğimiz icabı yoğun bir tempo döneminden sonra, siteye yazı yollamanın sevinci içindeyim. Bu site,hep dile getirdiğimiz üzere kişisel bir site olmayıp köyümüze ait bir site. Ama ne yazık ki, siteye yazan, malzeme yollayan genelde üç beş arkadaşımız. Bu konuda ne okumuş, ne üniversite okuyan, ne de köy sakinlerinden bir ses, bir soluk çıkmıyor. Dolayısıyla da iş bizlere kalıyor. Her neyse, her şeye ve ilgisizliğe rağmen biz yazmaya devam edeceğiz. Bu seferki konumuz, yine güncel bir konu olan cami konusu olacak.

Sevgili dostlar, çocukluğumuzda; hatta nerdeyse bebek yaşta, yaz geldimi ailemiz bizleri dooğru camiye yollardı. Hatta bazen Mahammet hocam “yavrım yarine gelirken beşşinide getir emi!” derdi. Adam haklı gardaşım, anasının bakamadığı camiye yollanırdı, daha bebakene. Neyse yaklaşık anasınıfı çağındayken, biz çocuklar camiye giderdik. Camiye ilk gelirken çocuklar acemilikten pek yaramazlık yapamazdı.Biraz zaman geçip alıştımı, gözler açılır, başlardı yaramazlıklar.

Cüze, elif-ba cüzüynen başlardık. “elif, be, te,se,cim,……….ye” dedik mi harfler öğrenilirdi. Ondan sonra sıra “elisin eee,elesere iii, elötörö öööö…….” diye devam eder, “eli küstüüü eeennik, eli kesere iinniik, eli kötörüüü öönnüük. Be köstüüü bennik, be kesere binniiik, be  kötörüüü böönnüük…….ye küstü yennik, ye kesere yinnik, ye kötörüüü yöönnüük” diye ilk sayfalar geçilirdi sabah sabah. Tabi sabah demek, konu oluyordu şimdiki öğretmen tabiriyle. Yaklaşık elif cüzünü öğrenip aktarmak için beş sene yaz tatilimizi harcar, anca ilkokulu bitirirkene çat pat Kur’an-ı Kerim okumaya, yani elham cüzüne başlardık. Elham cüzüne de, yine ilkönce hecelerle girerdik işe: “elif lemmisi el,hamimmisi ham, eeelham, delötörö döö, elhamdü. Teş lemasınlaa, elhamdülilla, hasara hi,elhamdülillahi. Rasın ra, teş belemesere bil, rabbil, aynasın a, rabbil a, lemisinle, rabbil aale…….ila ahir” devam ederdi.

Her cüz akdaran(bitiren) bir kilo gırniş şekeri alır, camideki çocuklara dağıtır dı.(gırniş şekeri şimdiki Mevlana şekerine benzer bir şekerdi) Cüz aktarmak aynı askerde uzman çavışlıkdan assubaylaa yada subayla geçmek gibiydi. Forsu olurdu. Arkadaşlardan geride galanlara “oliç ben galana Elham cüzü okiiciim” diye caka satardık. Arkadaşta “eyikine bir cüz akdardın ha, olim bende akdarırım gelecek senie” diye cevaplardı. Camide bir hirarşik sıra vardı. Camiye ilk gelen kapının aazına yakın olan sıraya elif cüzcülerinin oraya oturur. Caminin en gıdemlisi ise tabiî ki hocanın yanında otururdu. Hocanın yanına oturmak yaklaşık altı seneyi felan alırdı. Amma oriee bir ulaştınmı işin kebap. Hocanın yardımcısı gibi torpillisin, arkadaşlarının yanında itibarın yükselir, hocanın yetişiremediği çocukları dinler, sabah verirsin, yada “öğrende gel” deyiverirsin. Tabi bu iş bayağı zevkli olur. Hocanın yanına ulaşmak, aslında yakında mezun olacak olmak gibiydi.


Yukarıda anlattıklarım, camide yapılan yaramazlıklardan arta kalan sürede yapılan çalışmalardı. Yani caminin önemli bir kısmı yaramazlıklarla geçerdi. Hocamız kızları dinlerken, veya gözleri dinlenirken
JJ biz de her türlü yaramazlıklara yelken açardık. Mesela cüzlerimizin bükülme yerinin ortasından bir delik açar oradan hocayı dikizlerken, diğer yandan tepişme, cimcik atma, en kenardakini yiterek sıradan düşürme ve hatta işi biraz daha ilerleterek güreş bile tutma gibi türlü türlü yaramazlıklar yapardık. Tabi hocam bize “okiiverin!!!” diye bağırınca, hiç oralı değilmiş gibi cüz okumaya başlardık. Arada birde radara yakalanır, daldığımız yaramazlıktan ensemize gelen köftevariJ Osmanlı tokadıyla titreyip kendimize gelirdik. Sıkılan arkadaşlar “ hocam su içicim, yada tuvalete gedicim” diye bahane uydurup yaramazlığa aşağıda devam ettiğimiz, bazende hocamızdan acılı köftelerJ yediğimiz olurdu. Birde evden çıkarken camiye gidiyorum deyip te, soluğu köyümüzün üstünde eski bentte aldığımız zamanlar da olurdu. Bende gittiğimizi duyan ailemiz bizi orda yakalar yada, yakalamaya ramak kala kaçardık. Ama akşam evde, ayrıca hesabı öderdik.

O zamanlar camide en çok hoşumuza giden zaman son saatti. Mahammet hoca son saatte dini sualler sorardı, bizlerde cevaplardık büyük bir zevkle. Sualleri sorar, dağılma vakti gelince doğru cevabı bilen önce çıkardı camiden. Bu çok hoşumuza giderdi. Camiden çıkar çıkmaz dooğru eve gider, tel arabalarımızı alır, bağlara üzüm getirmeye giderdik.

Şimdi camiye giden bir çocuğu gördüğümde, aklıma cami anıları geliverir tatlı bir esinti gibi.


Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle saygılarımla...

Yorumlar (10)add comment

m ali gül said:

0
çıkış
Tabiii benim bir avantaj vardı:Ali ler getsiiiin deyince de memedler getsin deyince de sıvışıp ikindi cembel özgürlüğüne kavuşurdum
 
Temmuz 06, 2009
Oy sayısı: +1

Ramazan Doğan1 said:

0
...
Yine ağzımız kulaklarımızda bir yazı okuduk. Eline sağlık. Her fırsatta tekrar okuyorum.
Pambığa çeltiğa gidenlerin böyle anıları yoktur veya yok denecek kadar azdır.
Muhammet hoca'ya bu yazıyı okudum. Ne dedi biliyormusunuz? Takkeyi gözümün üstüne atar uyuma numarası yapardım, ama ben aradan izlerdim. Kimin ne yaramazlık yaptığını çok iyi görüyordum dedi.
 
Temmuz 06, 2009
Oy sayısı: +0

Emrullah DEMİRCİ said:

0
diline sağlık
Mehmet Hocam, dillerine sağlık, çok güzel bir yazı olmuş, bizi o günlere götürdün. bir de ebcede geçmek, ammeye geçmek vardı değil mi? Biz de ebced, havvas, hotti, kelemen, sen bize gelemen derdiksmilies/smiley.gif
Bir de elif çıbık gimi, be ekmek gimi, te de ona benzer, se de ona benzer vardısmilies/smiley.gifhatta tekerleme de yapmıştık; inne ateyne, kölgede yateyne, köfte geldi gapeyne, kötek geldi gaçeynesmilies/smiley.gif
herkese selamlar...
 
Temmuz 29, 2009
Oy sayısı: +0

Şaban Gül said:

0
gül kokusu
Güllere vurgunum
güllere sevdalı
bana güller verin
kırmızı güller veri

emmolu ağzına sağlık.

gül olsun da hangi renk olursa olsun farketmez. yazını gül kokusu tadında okudum.

çocukluğuma gittim geldim.
 
Temmuz 29, 2009
Oy sayısı: +0

Şaban Gül said:

0
eli öpülesi hocalarımıza selam olsun
Sayın hocam
"Yukarıda anlattıklarım, camide yapılan yaramazlıklardan arta kalan sürede yapılançalışmalardı................................................................................Ama akşam evde, ayrıca hesabı öderdik."

parağrafını okuyunca zamanımızın çocukalrı geldi aklıma. Bizler büyükler olarak hatta öğretmenler olarak "ilkel" diye eleştiri konusu olan o muhterem hocalarımızın bizlere yaşattıkları doyumsuz hatıraları çocuklarımıza yaşama fırsatı verebiliyormuyuz.

Surtımıza akşettirdikleri sillenin bile hala tadı damağımızda...
öyle değil mi?

Bizlere her anının doyulmaz hazlar vermiş olduğu o ortamı nasıl sağlıyorlardı acaba? o tat ve lezzetteki sır neydi merak ediyorum doğrusu.

yoksa çocuk olmak mı?
 
Temmuz 29, 2009
Oy sayısı: +0

MEHMET GÜL. said:

0
Daha Nice Tekerlemeler Vardı......
Kıymetli Emrullah hocam daha nice tekerlemeler vardı(ebceet, kapıya vurdum çaat çaat,gapı ikiye yarıldı, hoca bana darıldı. vs. vs.) ama okuyanların sıkılmaması sebebiyle buraya almadık. Tabi tekerlemeler olaya ayrı bir tat katardı.
Ve değerli Şaban hocam, bende o zamanların hazzını hala dimağlarımda hissederim. O zamanların tadı, manevi bir ortamın oluşu ve sabi ruhundan olsa gerek diye düşünmekteyim. Saygılar ve hürmetler.....
 
Temmuz 30, 2009
Oy sayısı: +1

bunyamin toprak said:

0
hocam rahmalardada cok macera vardir yomu sizce
bence vardir tabiki cocukluguma gittim yazinizi okuyunca her firsatta sitemizi ziyaret ediyorum bizler okuyup bir gazmaya sap olamadik ama sizlerin syesinde bir sitemiz oldu devam edin yazilariniza cok guzel hapban hikayeside guzeldi cami hikayesideellerinize saglik bence rahmalardanda cikar bir hikaye mesela gozu aciklar garasuyun kenarina caydalik saklar saat 10 da biri tuvalete gider cay demlemeye arkasindan oburu arkasindan oburu sigara icmeyenler sigaraya baslar hemde coplu caydanlik ekime baslarken saklanir bicimde cadira gelir insanlar cem cekerken bibirlerinin kafasina godumu yikilir bendin icine mesela hoburun aksam sefasi birbaska olurdu ben bayilirdim bazan ozluyorum o gunleri hemde coook katranligi bile ama epeydir gidemiyorum ama siteden ziyaret edip birazda olsa hasreti ozlemi hafifletiyor gerisini siz getirin rahmalarin saygilar hocam koyumuzden sizin gibi okumus insanlari gormek gurur ve mutluluk verici
 
Ağustos 03, 2009
Oy sayısı: +0

bahadırr said:

0
...
camiye gidip gelmekten başka hiçbir marifeti olmayan bir köy çocuklarda aynı şekilde değişen ve gelişen dünyadan bihaber ve malesefki okumuş insanlarda daha buralarda kalmış...
 
Ağustos 18, 2009
Oy sayısı: -1

memet gül said:

0
...
Bahadır bey kimsiniz tanıyamadım ve ne demek istediğinizi anlayamadım.
 
Ağustos 20, 2009
Oy sayısı: +0

Mehmet Ali TOPRAK said:

0
BAŞARILAR
Bizi çocukluğumuza götürdüğünüz için tebrik eder başarılarının devamını dilerim.
 
Ekim 30, 2009
Oy sayısı: +0

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

bottom

Web Tasarım:SÜLEYMAN DOĞAN XHTML and CSS.